TÜRKEŞ VE MUHSİN YAZICIOĞLU’NA YAKIN İSİM KIRŞEHİRLİ ALİ OSMAN BİLGİN BEKA’YI ANLATTI - Kırşehir HakimiyetKırşehir Hakimiyet

SON DAKİKA

TÜRKEŞ VE MUHSİN YAZICIOĞLU’NA YAKIN İSİM KIRŞEHİRLİ ALİ OSMAN BİLGİN BEKA’YI ANLATTI

Bu haber 28 Mart 2019 - 14:45 'de eklendi ve 102 views kez görüntülendi.

TÜRKEŞ VE MUHSİN YAZICIOĞLU’NA YAKIN İSİM KIRŞEHİRLİ ALİ OSMAN BİLGİN BEKA’YI ANLATTI

 Merhum Alpaslan Türkeş’in özel seminerlerinde bulunan, tetrisatından geçen, merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile dava ve kader arkadaşlığı yapan Ali Osman Bilgin, ülkemizin gündeminde olan BEKA meselesi ile ilgili röportajımızı kabul ettiği için teşekkür ederiz.

          Hakimiyet:Sizce beka ne demek?

         A.O.B:  Beka,baki kalmak,varlığını sürdürme,kalıcı,var olmak olarak tanımlanabilir.Kültürümüze “Devlet,Ebed,Müddet” şeklinde yerleşmiştir.    Tasavvufta “ Beka Billah” gibi bir deyim vardır.      İnsanın beşeri niteliklerden arınarak ruhanî niteliklerle donanması anlamında.

       Hakimiyet: Alpaslan Türkeş’in seksen öncesinde beka meselesine bakış açısı nasıldı? Anlatır mısınız?

       A.O.B:  Türkiye’mizin, Türk Milletinin kalkınması, cihan şümul devlet olmasını istemeyen güçlerin, üzerimizde özellikle gençlik üzerinde kültür ve ideolojik saldırılar ve manevi istilalar yaparak kendimizi  “hor görmek” ve “küçüklüğümüzü kabullenmek”,”küçük düşünmeyi bir hüner saymak” bataklığına yuvarlanmışlığı bir “beka meselesi”  olarak görürdü.

       “Büyük düşünmek”,millet olarak “büyümeyi istemek” ve ”yüceliğe ulaşmayı dilemek” tehlikeli ve zararlı görülür olması düşüncesinin hakim olması bir beka meselesiydi.

         “Neo-kolonilizm’in yani sömürgeciliğin gizli metodu; sömürmek istediği, yıkmak istediği, uyutmak istediği toplulukları, milletleri önce aşağılık görüşlerine inandırmak, sonra kölelik zincirine vurarak kendine bağlamaktır.”derdi.

         “Kendi kendine yeterli ve kendi gücüyle yaşayabilen kişi ve toplum olmak,insanlık şerefinin başlıca şartını teşkil eder.”

          Üzerimizde oynanan bu oyunlara karşı panzehir olarak; Türkiye’mizin kalkınması için, Türk Milletine büyük olmayı, büyük düşünmeyi,büyük ülkü sahibi olmayı ve manevi  yüceliği hedef olarak,çare olarak ve metodu olarak göstermek niyetiyle milli ve yerli olan “9 IŞIK “ Doktrinini geliştirdi,ortaya koydu.Ülkücü Gençliğe de buna sahip çıkılması vasiyetinde bulundu.

        Hakimiyet: Dokuz Işık Doktrinin özü ne idi?

        A.O.B.Dokuz Işık’ın Esasları:

        “Milliyetcilik”,”Ülkücülük”,”Ahlakcılık”,”İlimcilik”,”Toplumculuk”,”Köycülük”,”Hürriyetcilik ve Şahsiyetçilik”,”Gelişmecilik ve Halkçılık”,”Endüstricilik ve Teknikçilik“.

        Hakimiyet: Bütün platformlarda ülkücülük dilden dile dolaşıyor, ülkücülük nedir.

         Ülkücülük, idealistlik kelimesiyle aynı olan bir anlamı ifade etmektedir. Ülkücülük, içerisinde tasavvufu da barındıran bir dünya görüşüdür.

        Milli Ülkünün zahiri görüntüsü; Nizam-ı Alem davası.(Allah’ın Nizamını bütün dünyaya yaymak.)

        Milli ülkünün özü ise ;İlay-ı Kelimetullah düsturu. (Allahın rızasını kazanmak içi,milletimize,mukaddesatımıza ve bütün insanlığa hizmet etmek.)

   

Hakimiyet: Alpaslan Türkeş’in Seksen sonrası, beka meselesine bakışı nasıldı?

 A.O.B. Onun için o an en büyük beka meselesi bölücülüktü. PKK hortlamış, ülkücü gençliği sokağa çekerek PKK ile karşı karşıya getirilmek isteniyordu. Seksen öncesi ülkücü gençliğin sokağa çekilmesini engelleyemedi,(bunun üzüntüsünü hep yaşadı.)ama seksen sonrası buna fırsat vermedi, o günden sonra ülkücü gençlik sokağa inmedi.

       Hakimiyet: Seksen öncesi üniversite gençliği beka meselesine nasıl bakıyordu.

        A.O.B: O zaman çeşitli dünya görüşüne sahip(Ülkücü, Milli görüşçü,akıncı,milli mücadeleci, Leninist,maoist,dev genç vb.) üniversite gençliğinin birleştiği tek nokta “Bağımsız Türkiye”idiali,duygusu,düşüncesi idi.Belki de seksen ihtilalı bu düşünceye karşı yapılmıştı.Türkiye’nin dışa bağımlılığı seksen öncesi geçliğin bir beka meselesiydi.Memleket sevdalısı olmaktan başka bir derdi olmayan bu gençlik sokağa çekildi karşı karşıya getirildi,buna anarşizm denildi.Ne yazık ki oluşturulan bu anarşizmden ülkeyi kurtarmak da beka meselesi oldu.”Yaşasın devlet,yıkılsın düzen”,”Kanımız aksada zafer islamın” Üikücü gençliğin o günkü en önemli slagonlarıydı.

      Hakimiyet; Ülkemizde beka sorunu var mıdır?.

         A .O.B : Milliyetçi değerler ve temeller üzerine kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, Türk İslam anlayışına uygun bir millet üzerine inşa edilmiştir. Ordumuz, sadece Anadolu Türklüğünün değil, Türklük âleminin de göz bebeğidir.  

         Devleti bütün kurumları ile ele aldığımızda; Dış politika, Milli eğitim, Hukuk, Milli güvenlik, Toplumsal huzur, Ahlak, Ekonomi gibi, bireyin ve devletin doğrudan ve dolaylı muhatap olduğu bütün alanlar beka meselesi olarak önümüze çıkar. 

       Milli güvenliğimizi tehdit eden bütün unsurlar ve kardeşlik duygularımıza saldıran bütün terör örgütleri, bir “beka” sorunudur.      

      17 Aralık yargı darbesi veya 15 Temmuz hain girişimi başarılı olsaydı, Türk demokrasisinin hali nice olurdu?     

      PKK/PYD ve DEAŞ üzerinden tezgâhlanan oyunlar başarılı olsaydı, sınırlarımızı ve bütünlüğümüzü tehdit eden bölgesel dizayn planlarına karşı ülkemizin hali ne olurdu?

       Eğer birisi çıkıp da ,küresel güçlerin bölgemizdeki planları devre dışı kaldı, terör örgütleri üzerinden yapılan hesaplar rafa kalktı, vesayet odaklarının demokrasimiz üzerindeki tasallutu tamamen sona erdi diyebiliyorsa, rahat edebiliriz.   

        Bu odaklara, örgütlere ve anlayışlara karşı mücadele kararlılıkla devam etmeli; bu kararlı duruş sayesinde ayaktayız ama riskler tamamen ortadan kalkmış değil. 

       Beka meselesinin en önemli boyutu, eğitim meselesi ve o çerçevede yeni nesillerin hangi değerlerle yetiştiği hususudur.  

      Gerek küresel ölçekte yaşananların gerekse milletçe yaşadıklarımızın değerler ve maneviyat alanında endişe etmemize sebebiyet veren sonuçları olduğunu düşünüyoruz.

     Bizim, son derecede başarılı ve düzgün zannettiğimiz dönemlerde bile her şeyin bozulduğu, büyüğe saygının kalmadığı, dinî vecibelerin yerine getirilmediği vb. hususlar hep yakınma konusu olmuştur.

    Tarihimizdeki tipik örnekleri Orhun Yazıtları’nda, Kutadgu Bilig’de, XVI. asra ait bazı Osmanlı eserlerinde bulabiliriz.

    Peki, buna bakıp “Endişeye mahal yok.” kaygısızlığıyla mı hareket edelim?Kesinlikle hayır.

… Millet ve ülke olarak ayakta durmanın en önemli şartı tarihî ve manevi değerlerimize, mirasımıza sahip çıkmaktır. Onun için eğitim ve öğretimde bu konulara öncelik vermeliyiz. Bu değerlerin geleceğe taşınmasının yolu ise çağı ve geleceği iyi anlamaktan geçer.    

      Dine ve töreye dayalı, binlerce yıllık geleneklerimizin oluşturduğu “Türk İslam” ahlakı milli varlığımızın en önemli teminatıdır.

     Din üzerinden oluşan siyasi tartışmalar ve özellikle FETÖ’nün yol açtığı ağır tahribat, belirli kesimlerde dine ve dindarlara karşı olumsuz duygu ve tavırların artmasına ve alenileşmesine ortam hazırlanması da  beka meselesidir.Bu gidişin ileride telafisi imkânsız sonuçlar doğurması ihtimalini göz ardı edemeyiz.

      Hoca Ahmed Yesevî’den Hacı Bektaş-ı Veli’ye, İmam-ı azam Ebu Hanife’den İmam Maturidi’ye uzanan tarihî çizgiden günümüze intikal eden din anlayışımızın yirminci yüzyılda maruz kaldığı sapmaları da bir beka meselesidir.Bunu konunun uzmanları dile getiriyor. 

      Yazılı basın, TV programları ve sosyal medya aracılığı ile özellikle gençlerimizin savunmasız bırakılarak, toplumsal değerlerimizin ve ahlak anlayışımızın zaafa uğratılması, bir “beka” sorunudur.

 Sınırlarımızın tehdit edilmesi “beka” sorunudur. Bayrağımızın tehdit edilmesi “beka” sorunudur      

      Hakimiyet:  Beka meselesi siyaset arenasında da yerini buldu, buna ne diyorsunuz?

  A.O.B:  Seksen öncesi mücadelemizi” İnanlarla inanmayanların mücadelesi” diye telaffuz ederdik. Bugünkü siyaset arenasındaki beka meselesini de böyle değerlendiriyorum.Türkiye’de beka meselesi var diyenlerle yok diyenlerin mücadelesi olarak geçmektedir.Kim kazanacak dersen,aklı selim olan,tarihine mukaddesine.geçmişine geleceğine sahip çıkanlar , mili ve yerli olanlar başarıyla çıkacaklar.

     Hakimiyet: Ülkemizin savunması bir beka meselesi midir?

    Milli ordu güçlü devlet geleneğinden sapmak, bir “beka”sorunudur

     Ülkemizin savunması; Edirne’den Kars’a,Mersinden Sinop’a başlamaz.Atalarımın nal izlerinden başlar.Balkanlar’dan,Kırım’dan,Hazar’dan,Aral’dan,Yemen’den,Filistin’den başlar.Onun içindir ki;Katar’a,Kızıl Denizi kıyısına üs kurduk. Mehmetçiklerimiz orada al bayrağımızı sallandırıyorlar. Onun içindir ki; Saraybosna’da,Mostar’da ve diğer balkan toraklarındaki,Filistin’de,Kudüs’te ecdat eserlerimizi restore ederek biz buradayız diyoruz.     

      Dün Arap birliği,İsraile karşı olmakla sağlanmaya çalışıldı.Bugün Arap birliği, Türkiyeye karşı olmakla sağlanmak isteniyor.Bu da beka meselesidir.

   Demokratik, bağımsız, güçlü, bütünlüğünü koruyan bir Türkiye istenmiyor.